25 Nisan 2010 Pazar

zebra

fenerbahçe maçı izlemeye gidiyorum, demek ki bir zebra kadar dünyaya yapışığım.

Odamın Pisliği Gibi

odamın habis ruh üreten dağınıklığı içinde açlıkla ve ona bir güzel sebep olan iştahsızlıkla beraber, gastritim artsın da hristiyan çileciliğinin kapısından bir bakayım istiyorum. çünkü bu bana ihlaslı hareket edememenin acısını katlar gibi geliyor. acı katlansın, katlansın ki... çünkü odam pis. bir de nefsim var. evet nefsim var. çok açık bir şekilde nefsim var. ayan beyan görüyorum ki nefsim var, odamdan daha pis.

23 Nisan 2010 Cuma

Ennassûlesasi

1- Kalblerin sükûn bulacağı tek şeyi hatırlamanın yetersizliğine dair sızlanmalarım.
2- Erkam olandan Erkam olmayana ergi metodu üzerine insan teşhisi.
3- Gecenin üçünde bu satırları yazan bünyenin, telefon titremesiyle yürek kaşınması geçirmesi. En olmayacakların beklentisinin sabırsızlık yaratması bir nevi.
4- Yatakta yarım saat boyunca sadece hamam böceği korkusuyla bir nevi Kafkafobi çekme.
5- Lawrence Durell'in zaman kırıcı biçemi üzerine kafa yoramama.
6- Yaklaşan meyfestin fani damarlarıma sinir aşılaması.
7- One percent politikasının five percent olasılığına tekabül etmemesinin acı etkileri.
8- Çıkıştan sonra ilk duanın Rilke'liği.
9- Zarifoğlu dizelerinin bile yetersizliği.
10-"Çarmıha Gerilişten Ayrıntı" isimli Ah Muhsin Ünlü şiirinin tahlili.
11-"Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler" mısraının insandan ziyade "Ah" kelimesi üzerine etkisi.
12-"Bütün çocukların yanağını sıkmak istiyorum" cümlesindeki hislerimi kanalize edememekten muzdaripliğim.
13-Evet, Ömer komik biri.
14-Betül'ün sınav psikolojisinin Jung psikolojisindeki yansımaları.
15-Ve evet ben 28 Ağustos 2005 tarihini iyi hatırlıyorum ne yazık ki, çünkü ben o gün merkez spor salonunda bulundum.
16-Yine de kırmızılı bir ayakkabıyı sevebilme ihtimalim vardı, hala var.
17-Onur Ünlü filmindeki kedi sadece kedidir.
18-Fenerbahçe'yi seviyorum ama Çengelköyü daha çok. Bu yüzden Çengelköy'de Fenerbahçe bayrağı görmeye bile tahammül edemiyorum.
19-Kırık bir düzleme geçişimizi adlandıramıyorum. Ve ben buna çelişkili bir ortaklık modeli ismini veriyorum.
20-Fena olmak mühim değil, mühim olan A. R. Rahman isimli güzel kardeşimizin Zikriyle vecd halinde fenafillah olabilmeyi araştırmak.
21-Acıyı hakkâlyakin hissetmenin kekremsi tadı demek ucuzluğuna kaçıyorum, evet!
22-Çünkü bir gül ve de bir koyun herşeyi çözerdi.
23-Ve yine evet, ben bir bazenlerimin çaresiz titrekliğiyle, Tuna Kiremitçi moduna geçiyorum. Saklamıyorum.
24-Herşey bir Ah Muhsin şiirinin ismi kadar sade ve öz aslında "Senin bıraktığın yerden 'Allahuekber'"
25-Arkadaşlarım var, arkadaşlarım var.
26-Kimse kimseyi kandırmasın hepimiz biliyoruz ki, Edip Cansever dizelerinin doğruluk payı hepimizi korkutur. (bkz. Tragedyalar)
27-Ataullah İskenderani ismini duymamak da ne demek kuzum?
28-Ahlak vardır.
29-Beşer diye bir kavram var onun birçok özelliklerinden biri de hatanın geri dönüşümsüzlüğünü farkedip, öylece bakakalmak.
30-Nisyan bazen iyidir. Bazeni bulmak zordur.
31-Tahrir Vazifesini zedelememek lazımdır.
32-Ve son olarak "Ben hasta bir adamım" cümesiyle başlayan bir kitabın şimdi zamanı değildir.

20 Nisan 2010 Salı

İzleyenin Anlattığıdır

bütün salon sessizdi. hiçbiri hiçbir şey anlamamıştı. onların anlam verememe nedenlerini mükemmel bir şekilde anlamış, bunu sadece kendime anlatmıştım.

bütün oyuncular susmuşlardı. bütün oyun boyunca döktükleri boş kelimeleri arıyor gibi şaşkın şaşkın bizlere, yani seyircilere bakıyorlardı. baksınlar diyordum. onlar da mı hiçbir şey anlamamıştı acaba?

sahneyi ikiye bölen paravanın sağında duran adam hareketlendi. paravanın kapı gibi kullanılan yerinden diğer tarafa geçerken perde indi. silah sesi geldi. bütün seyirciler irkildi. hiçbiri görmemişti orada öylece oturan adamın sağ elinde sakladığı parlak silahı. yalnız ben, yalnız ben görmüştüm. perde açılmadı. yerimden kalktım. gülümseyerek dışarı çıktım. edip cansever'den bir şiir takılmıştı dilime.

Kuşçunun Dediğidir

kuşları incelikle, bedenlerini zedelemeden boğdum. çamura buladım hepsini. mesih'in gelişini şimdi daha büyük bir umutla bekleyebilirim.

15 Nisan 2010 Perşembe

Mesele?

-Üzgün ve kaypak ışıkları vuruyor fenerin.

-Nereye?

-Mühim değil.

-E o zaman ne?

-Mühim olan.

-Ve işte mühim olan.

-Yani mühim olan.

-Hayır, o değil.

-Mühim olandan bahsediyorum, mühim olan.

-Fakat kıstırılmış dudaklardan dökülemeyen mühim olan. Babanın evlada, evladın anaya, Tanrının kula, zahidin Allah'a, peygamberin ümmete, velinin halka, imamın cemaate, şairin deliye, müzisyenin kuklalara, Dosto'nun Anna'ya, Rilke'nin Lou'ya, yani cümle yazarın kadına, yok en iyisi kadında bitip erkekte başlayana, sır sahibinin söyleyemediğine, sırları açanın sırrın sahibine, sır sahibinin esrara, yol sahibinin yolcuya, handa konaklayanın Kafka'ya (KAfka'ya mı?),için dışa, dışın içe, ve dahi Werther'in tanrıya yakarmaya, özün öze, insanın beşere, katledenin katline, mazlumun "ah"a, duanın niyaza, niyazın cevaba, melek var melek ve korkunçtur melek, işte o meleğin sağ omuza, anneden kızlığa, kız kız nereye kadar be adam haydi sabıra ve de tebessüme, kesilmiş tırnakları zorla kemirene, etini parçalayıp da kanatana, ruhunu boğup da kalbini karartana, zorla yere basana, ayakta tutulmaya çalışana, gönlüne hüznü konuk edip her vakit kalp yarası sarana, nereden geldim ben buraya?

-Boşver sorudan soruya, kimim beni cevaplayan adamlar var ya onlara işte onlara, İsmail kızı "Anlam"a, adam öldüren müziğe, müzikle ilişkisini göbek bağını keser gibi kesene, bir fotoğrafın arabına, hukuk nosyonuna, ha evet ona, kalenin mimarına, sonra şey var sırada, yazışmaların çapraşıklığına, Ömer var ya, ondan kulağa, Mustafa var ondan şehre, Tarık var be ondan nereye, ondaaan, ondan da hadi bana, benden de olsun benden de, benden de suçsuz olan Sergen'e olsun.

-Tamam da kimden kime, neyden neye, peki tamam da niye?