bütün salon sessizdi. hiçbiri hiçbir şey anlamamıştı. onların anlam verememe nedenlerini mükemmel bir şekilde anlamış, bunu sadece kendime anlatmıştım.
bütün oyuncular susmuşlardı. bütün oyun boyunca döktükleri boş kelimeleri arıyor gibi şaşkın şaşkın bizlere, yani seyircilere bakıyorlardı. baksınlar diyordum. onlar da mı hiçbir şey anlamamıştı acaba?
sahneyi ikiye bölen paravanın sağında duran adam hareketlendi. paravanın kapı gibi kullanılan yerinden diğer tarafa geçerken perde indi. silah sesi geldi. bütün seyirciler irkildi. hiçbiri görmemişti orada öylece oturan adamın sağ elinde sakladığı parlak silahı. yalnız ben, yalnız ben görmüştüm. perde açılmadı. yerimden kalktım. gülümseyerek dışarı çıktım. edip cansever'den bir şiir takılmıştı dilime.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder