2 Temmuz 2010 Cuma

Kardeşim Kendisi Büyümek

Ömer Faruk'a çok kızıyorum. Ömer Faruk benim erkek kardeşim. Aramızda sekiz yıl dokuz ay kadar bir yaş farkı var. Yani ondan bir hayli fazla yaşadım. Mesela evdeki fotoğraf albümlerini karıştırdığımda bu yaş farkını ortaya koyan birçok fotoğraf çıkıyor karşıma. Ömer'i kucaklamış bir şekilde uyurken yahut onu ayağımda sallarken ikimizin de gözleri kapanmış vaziyette. Güzeldi vesselam. Küçüktü ve sorunu yoktu. Güzel dik saçları vardı. Sakarya depreminin ardından yardım amaçlı gittiğimiz Sakarya Stadyumu'nda yeşil-siyah topun yanında topa vurur gibi yapıp "gool" diye ağzını açtığı bir fotoğrafı var mesela. Babam nasıl yakaladıysa yakalamış fotoğrafını çekmiş o anda. O zaman da saçları dik dik. Şimdikinden daha dik hem de.

Bunca zaman sonra buraya yazarken Ömer Faruk'tan niye bahsediyordum? Hah, kızgınım ona. Çünkü büyüdü. Geçen sene saçlarının dikliğinden rahatsız olmasına sinir olurken, şimdi saçlarının dikliğinin hoşuna gitmesine kızıyorum. Kendini keşfetmeye başlamasına alışamadım. Zaten kendini keşfeden erkeklere daima sinir olmuşumdur. Neyse Ömer Faruk şimdi farkediyor ya kedini, işte tam da bu sebeple etrafına ilgisini kaybediyor. Kendine baktığı yüzeyde tek başına kalmaya başladı haberi yok. Tabi henüz ilköğretimden yeni mezun olmuş bir çocuk için kendine dönme, derinliğine kendisini farketme geyiklerini yapacak değilim. Ama yine de azıcık da olsa kendisini tanımaya başlamış bir çocuğun, yeni adam-çocuğun, bir nebze de olsa kendine dönebilmesini arzu ederdim. Şimdi olmayan hislerin peşinde çocukça gezinen bir erkek o, çünkü, dedim ya kendini yüzeyde keşfetti. Saçı hoşuna gidiyor, güzel giyinmeye çalışıyor ve benim parfümümü sıkmak istiyor. Ama bilmiyor ki kendini yüzeyde farkeden erkekler yalnızlaşır, kendiyle kalır sadece, hem de sadece yüzeyinde. Ve bütün bu süre sonunda etrafına karşı kayıtsızlığı dönülmez şeylere neden olur. Ne gibi mi? Balıklar mesela. Ömer bu süre içinde iki balığından birini kaybetti, ilgisizliği yüzünden. Hangisi erkek, hangisi dişi bilmiyorum, fakat dişiye daha çok benzeyeni şu anda yalnız. Tek başına. Ömer Faruk bunun üzerine düşünse iyi olur!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder