Narziss, nedense geri çekilmek istediğini belirtti, bloga yazı yazmak konusunda. Vekilharçlığa atadığı adama fazla güvendiğinden midir nedir bir hikaye ulaştırdı bana. Hikaye de denemez aslında bütünlüğü kurgusu olmayan bir şey. Bir arkadaşıyla ilgiliymiş.
İki sene önce, S. isimli arkadaşı Narziss'in "aylak adamı" okumuş. Kitapları hızlı okumaya çalışan bir insan için oldukça yavaş okumuş kitabı. Namını sıkça duyduğu bu kitabı iyice sindirmek istemiş.
Kitabın ne kadar vurucu olduğunu adam gibi okuyanlar bilir. Neyse uzatmayayım aynı vurucu etki çocukta da göstermiş kendisini. Çocuk ne yapacağını şaşırmış, "kitabı bıraktığımda ellerim titriyordu Narziss" demiş. Kedisini kucağına alıp, öyle iki saat oturmuş. Ne kahve, ne sigara içmiş. Kedi gitmek istedikçe bırakmamış kediyi. Annesi ve babası endişelenmişler. Çocuk bir kelime bile söylememiş.
Ertesi gün çocuk içine girdiği durumu bir hal yoluna koyabilmek için bir yol düşünmüş. Sonra istemsiz bir biçimde elini sol kulağına götürmüş. Kaşımış. Bu hareket o kadar hoşuna gitmiş ki çocuğun, artık bu sol kulak kaşıma hareketinin "tik"i olmasını istemiş. Sonra çocuk kadın bacaklarından korkmaya başlamış. Daha doğrusu kendisini buna zorlamış. Bununla yetinse iyi o sıralar üniversitede okumasına aldırmadan bir işe girmiş. Amaç haftaiçi çalışıp, haftasonu aylaklık yapabilmek için yeterli paraya sahip olmakmış. Ailesinin endişelerine aldırmadan iki sene boyunca haftasonları garsonlara yeterince para verebilmek, gittiği berbere "konuşmazsan bu para senin olur" deyip lavabonun kenarına para koyabilmek için didinip durmuş. Haftasonları siz insanlar diyebilmek için kendisini onlardan ayırabilmek, "o"nu arayabilmek için, haftaiçi onlar diye nitelendirdiklerinin ağız kokusuna dayanmak zorunda kalmış.
Şimdi bir bankada herhangi bir konuda uzmanmış. Bir an evvel çok para kazanıp aylaklık yapmak için gün sayıyor, bu sırada da yüzde bilmem kaç faiz veriyoruz, Melahat Hanım diyormuş.
Narziss sanırım bu hikayeyi dinledikten sonra dayanamayıp yazmaya ara verme kararını aldı. Oysa o ciddi yazabilmek istiyordu. Tıpkı Hesse'nin romanındaki gibi. Ciddi bir adamdı o.
Neyse o gelene kadar benim üslupsuz üslubuma dayanmanızı rica edeceğim. Ama dedim ya "Tanrım biraz daha Sait Faik, biraz daha Amelie" pardon biraz daha Allah'ım!!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder